e-Devlet'i kontrol etmeyenlerin evleri 15 gün içinde satılacak!
Kentsel dönüşüm yasasında yapılan değişiklikle 'kapıya tebligat' dönemi resmen kapandı. Artık tüm süreç e-Devlet üzerinden işleyecek. Ancak bu dijitalleşme, bildirimleri zamanında görmeyen mülk sahipleri için büyük bir kaybı da beraberinde getirecek. Süresi içinde itiraz edilmeyen evler satışa çıkarılabilecek. İşte ayrıntılar...
Milyonlarca gayrimenkul sahibini ilgilendiren tebligat sürecinde kurallar değişti. Kentsel dönüşüme girecek binalarla ilgili bilgilendirmeler artık posta yoluyla değil, dijital ortamda yapılacak. Ancak bu hızlandırma hamlesi, teknolojiyle arası iyi olmayan veya e-Devlet sistemini sık kullanmayan vatandaşlar için büyük bir riski beraberinde getirdi. Uzmanlar, 'Benim haberim yoktu' mazeretinin artık geçerli olmayacağı yeni sistemde, vatandaşın evini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği konusunda önemli uyarılarda bulundu.
DİJİTAL BİLDİRİMİ GÖRMEYEN YANDI

Yeni düzenlemeye göre, kentsel dönüşüm kapsamındaki binalarda ev sahiplerine yapılacak tüm tebligatlar e-Devlet kapısı üzerinden iletilecek. Kritik süreç ise bildirim düştüğü anda başlıyor. Eğer mülk sahibi, kendisine gönderilen bildirimi 15 gün içinde açıp bakmazsa veya dönüşüm kararına katılım sağlamazsa süreç işlemeye devam edecek.
Belediyeler, bu sürenin sonunda dönüşüme katılmayan veya sessiz kalan mülk sahiplerinin evlerini rayiç bedel üzerinden satışa çıkarabilecek. Satış öncesinde taşınmazlar 15 gün süreyle askıya çıkacak. Bu son virajda da itiraz gelmezse, evin satışı gerçekleştirilecek.
AVUKAT CİNGİL UYARDI: CİDDİ RİSKLER VAR
Kasım 2023'te yasalaşan uygulamanın vatandaş açısından büyük mağduriyetler yaratabileceğine dikkat çeken Avukat Onur Cingil, Birgün'e yaptığı açıklamada sistemin işleyişindeki açıkları gözler önüne serdi. Vatandaşın her an tetikte olmasının beklenemeyeceğini belirten Cingil, şu ifadeleri kullandı:
"Herkes her gün sistemi kontrol edemez. Örneğin riskli yapıda oturuyorsunuz ya da hisseli parsel alandasınız. Bir beton numarası almadılar ve siz de görmediniz. Siz 6373 Sayılı yasa kapsamındasınız. Sisteme giriyorlar ve siz bunu görmezseniz, kapınızda birini bulabilirsiniz. Keza satışla ilgili de pay satışı yapılacağını düşünelim. Ev sahiplerinin online bir postayı görmeme ihtimali çok yüksek. Dolayısıyla böyle bir ya da e-Devlet'e düşen bir evrakla satış gününü kaçırabilirsiniz. Bu uygulama ciddi sorunlar yaratabilir, büyük handikapları var. Örneğin rezerv alanın içinde olan bir nokta olduğunu düşünelim. Orada da muhtarlığa bir ilan yapılıyor."
SATIŞ SÖZLEŞMESİNİ İMZALAMIYOR SAYILACAKSINIZ
Muhtarlık ilanlarının da vatandaş tarafından kaçırılabileceğine değinen Cingil, sürecin otomatik işleyeceğini belirterek uyarısını şöyle sürdürdü:
"Ve 50+1 sağlandığı takdirde konu kapanıyor. Geriye kalanlar paylarını kaybedebiliyor. '15 gün içerisinde imza atsın' diyor. Mesela bunun handikapı da, yurttaş muhtarlığa gitmemiş olabilir ve ilanı görmemiş olabilir. Dolayısıyla satış sözleşmesini ya da devletin ortaya koyduğu muvafakatnameyi imzalamıyor olarak kayda geçecek. Böyle kabul edilecek. Bunların hepsi hak kaybına sebep olan hususlar."
'MÜTEAHHİTLERİN ÖNÜ AÇILIYOR'
Yapılan yasal değişikliklerin 'dönüşümü hızlandırmak' adı altında vatandaşı zor durumda bıraktığını savunan Cingil, düzenlemelerin daha çok inşaat firmalarının işine yaradığını dile getirdi. Resmi tebligatın şart olması gerektiğine vurgu yapan Cingil, şu değerlendirmede bulundu:
"2021'den beri yasada yapılan değişikliklerle yurttaşların hakkı gasp ediliyor, müteahhitlerin önü açılıyor. Yurttaşın hak kaybına uğramaması adına satış, tahliye, alan ya da riskli yapı ilanı gibi tüm işlemlerde yurttaşa resmi tebligat yapılmalı. Kararın bizzat kişiye ulaştığından emin olarak ve haklarının kaybetmesini ihtimalini de ortadan kaldırarak yeniden posta yolu zorunlu hale getirilmeli. 'Hızlı olmak' adı altında 'iyi bir şeymiş' gibi gösterilen durum aslında yurttaşın haberdar olmasını, itirazda bulunmasını ya da dava açmasını engelliyor."
HABERDAR ETME SORUMLULUĞU VATANDAŞA YIKILDI
Elektronik tebligat sisteminin Anayasa'daki hak arama hürriyetini kısıtladığını belirten Cingil, eskiden devletin vatandaşı haberdar etmekle yükümlü olduğunu, şimdi ise bu yükün vatandaşa geçtiğini söyledi. Yargı yolunun kapanma riskine işaret eden Cingil sözlerini şöyle tamamladı:
"Yurttaş tanınan 15 günün ardından eğer süre kaçırırsa yargı yoluna başvuramıyor. Eski usulde posta yoluyla zorunlu tebligatta, yurttaşı 'haberdar etme' zorunluluğu devletteydi. Şimdi yurttaşa 'haberdar olma' sorumluluğu veriliyor. Yurttaş önceden 'Benim haberim yoktu' diyebiliyordu ve dava açabiliyordu. Şimdi bir 'kanunilik' getirildi. 'Deprem riskinden dolayı kentsel dönüşümü hızlandırıyoruz' paravanı kullanılıyor. İnsanları hak kaybıyla can kaybı arasında bırakıyorlar. Yurttaş lehine, hakkını koruyucu ama dönüşümü de teşvik eden bir düzenlemeler silsilesine geçilmeli. İnsan odaklı değil, rant odaklı çalışmalar son bulmalı."